Kapatılma, Siyasi Tarih ve Emek Çalışmaları

Üzerine yazı ve söyleşiler

‘Cezaevlerinde ne kadar azınlık mahpus olduğunu bilmiyoruz’

Agos - Melek Demiral - 08.08.2016

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), cezaevindeki azınlık durumda olan mahkumların yaşadığı hak ihlallerini belgeliyor, ihlalleri önlemek için çözüm yolları öneriyor. Derneğin ‘azınlık’ tanımıysa, dini azınlığın da ötesinde bir grubu işaret ediyor. Çocuk, LGBTİ, engelli, vegan, Roman gibi çeşitli grupları da azınlık olarak değerlendiren CİSST gönüllüleri Rosida Koyuncu ve Mustafa Eren çalışmaları anlattı.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), diğer adıyla ‘Türkiye Hapishane Çalışmaları’, hasta, engelli, ağırlaştırılmış müebbet, LGBTİ+, kadın, engelli ya da farklı etnisiteye, felsefi yada kültürel inançlara mensup mahpusların yaşadığı hak ihlalleri üzerine çalışan bir sivil toplum örgütü.

CİSST, basına yansıyan ya da mektuplar aracılığıyla kendilerine ulaşan vakaları emsal göstererek; mahpusların hakları, karşılaşabilecekleri ihlaller ve bu ihlallerle nasıl mücadele edilebileceğiyle ilgili çalışmalar yapıyor. Bunu yaparken de mahpuslara haklarıyla ilgili farkındalık kazandırmak, hak ihlalleriyle ilgili hukuksal  mücadele vermek ve hapishaneleri akademik çalışma alanı haline getirmeyi amaçlıyor.
Temmuz ayında yayımlanan ‘2015 Türkiye Hapishaneler Almanağı’ vesilesiyle, dernek gönüllülerinden Rosida Koyuncu ve Mustafa Eren’le konuştuk. Koyuncu ve Eren, ‘azınlık’ olarak tanımladıkları mahpusların yaşadığı hak ihlallerini anlattı.

Hapishanedeki azınlık mahpuslarla ilgili 10 tematik alan belirlenmiş. Bunları neye göre belirlediniz?

Mustafa Eren (M.E): Dinamik olan bu alanlar, Birleşmiş Milletler’in ‘Özel İhtiyacı Olan Mahpuslar Üzerine’ kitabı ışığında oluşturduk. ‘Azınlık’ tanımını Lozan Antlaşması’yla sınırlamıyoruz. Bu yüzden Romanları, Alevilerı, veganları da azınlık olarak görüyoruz.

Azınlık mahpuslarla mektuplar vasıtasıyla iletişime geçiyorsunuz. Bu konuda zorluk yaşıyor musunuz?

M.E.: Cezaevlerinde mektuplar, mektup okuma komisyonunun kontrolünden sonra, sakıncalı bulunmaz ise mahpuslara ulaştırılıyor. Fakat bu ‘sakıncalı bulunma’ durumuyla ilgili herhangi bir standart yok. Komisyondan birinin ‘sakıncalıdır’ demesi, mektubun mahpusa ulaştırılmadan geri gönderilmesine sebep olabiliyor.

‘Mahpus Hakları El Kitabı’nı 365 cezaevine yollamıştık fakat 20 cezaevi mektupları bile açmadan geri yollamıştı. Sebebini sorduğumuzda ise, dernek olarak mahpusların durumuyla, cezaevleriyle ilgili sorular sorup bunları kamuoyuna yansıttığımız için ‘sakıncalı’ bulduklarını belirttiler. Fakat hapishanelere yollanan mektupların açılmadan geri yollanması tamamen yasadışı, keyfi bir uygulama.

Cezaevlerinde azınlık durumunda olan mahpuslardan size ulaşabilen mektuplar oluyor mu?

Rosida Koyuncu (RK): Ulaşan da, engele takılıp ulaşamayan da oluyor.

Size ulaşabilen mektuplarda dile getirilen sorunlar nelerdir?

M.E.: Mahpuslar sorunlarını anlatmakta, haklarını bilmedikleri için çekingen davranabiliyorlar. Mesela, kadın siyasi bir mahkum, kadın olmaktan dolayı yaşadığı zorlukları anlatmıyor. Çünkü çoğu mahpus haklarını bile bilmiyor. Bu yüzden engelli bir mahpus, hapishanede hayatını kolaylaştıracak hiçbir düzenleme olmadığı için yatağa bağlı yaşamak zorunda kalabiliyor. Ayrımcılıkla ilgili olarak ise, Ramazan ayında hem sahurda hem iftarda özel yemek çıkar oruç tutanlar için, fakat farklı dinlere inanların ritüelleri için herhangi bir uygulama yok.

 R.K.:  Cezaevlerinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile anlaşma doğrultusunda  yürütülen çeşitli  sosyal faaliyetler var: Kur’an kursları, dini konferanslar, sohbetler…  İnsanlar sosyal etkinlikler kapsamında Kur’an kurslarına gittiği için ödüllendiriliyor. Ayda bir saatlik açık görüşler ödül olarak iki saate çıkarılıyor. Son mektuplaştığım insanlardan biri olan Sevan Nişanyan da ‘İncil okuyarak bu ödülü alabilir miyim?’ diye sormuştu mektupta.

Bizim bildiğimiz hak ihlallerinden bir diğeri ise, Miktat adında Alevi olduğunu beyan eden bir mahpus, bir Dede ile görüşmek istiyor fakat sürekli diplomatik engeller ile karşılaşıyor ve bu yüzden sürekli farklı cezaevlerine sevk ediliyor.

Hak ihlalleri karşısında mücadele eden azınlık mahpuslar nelerle karşılaşabiliyor?

R.K: Vegan olduğu için en temel hakkı olan beslenme hakkından mahrum bırakılan Osman Evcan açlık grevleri yaparak vegan yemek talebini cezaevi yönetimine kabul ettirmişti. Fakat sonra Evcan başka bir yere sürgün edildi, oraya da açlık greviyle talebini kabul ettirdikten sonra tekrar başka bir yere… Bir diğer örnek ise Şehmus Özsubaşı, politik bir vegan olduğunu ve vegan yemek talebini cezaevi idaresine bildiriyor. Yönetim ise Şehmus’u psikiyatre götürerek  vegan ya da vejetaryen olduğunu kanıtlamasını istiyor. Yaşadığı bu psikolojik işkence ile onuru rencide edildiği için Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunuyor ve mahkeme, bu hak ihlalinden ötürü cezaevi idaresini tazminat ödemeye mahkum ediyor.

Cezaevlerinde bulunan ve dini azınlık olan mahpuslarla ilgili herhangi bir sayısal veriye ulaşabildiniz mi?

R.K.:  Lozan Antlaşması’ndaki tanımına göre cezaevlerinde ne kadar azınlık mahpus var diye bakanlığa başvurduğumuzda herhangi bir cevap alamıyoruz.

Bu hak ihlallerini öğrenirken yada kamuoyuna duyururken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

M.E.:  Kimse hapishanede yaşayan azınlıkların durumlarını, sorunlarını merak etmiyor ve hiçbir çalışma yapmıyor. Bu konudaki en büyük sorunlardan biri bu. Ne azınlıklar ‘farklı’ oldukları için yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor, ne devlet bu konuda veri üretebilecek çalışmalara yanaşıyor ne de sivil toplum kuruluşları bu konuda çalışma yapıyor. Çalışma yapan birkaç dernek var fakat onlar da çalışmalarını hayırseverlik üzerinden gerçekleştirdiği için bilimsellik söz konusu değil.

Mahpuslar size nasıl ulaşabilir?

M.E.: Hak temelli mücadele yürütürken adli mahpuslara ulaşmayı hedefledik. Çünkü cezaevindeki mahpusların yüzde 90’ı adli mahpus olmasına rağmen var olan dernekler sadece siyasi mahpuslarla ilgileniyor. Bizimle iletişime geçilmesini, hak ihlali yaşayan mahpusların sorunlarını dile getirmesini istiyoruz. Çünkü hak ihlalleri kamuoyuna yansıtılarak ve mücadele edilerek gideriliyor.

CİSST’in iletişim bilgileri:

Katip Mustafa Çelebi Mahallesi, Billurcu Sokak, No:5, Daire:2 Beyoğlu/İstanbul

Tel/Faks: 02122936982

info@tcps.org.tr

www.tcps.org.tr

 

No Comments Yet.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.