Sonsöz
Davalının kendisini bir insan olarak değil de sadece bir görevli olarak hareket etmesine, bu görevde kendisinin yerine kuşkusuz başka birisinin de olabileceğine dayanarak savunması, bir suçlunun – falanca yerde bir günde şu kadar suçun işlendiğini gösteren- suç istatistiklerine dikkat çekerek sadece istatistiksel olarak bekleneni yaptığını, bu suçu bir başkasının değil de kendisinin işlemesinin rastlantıdan ibaret olduğunu, zira öyle veya böyle birinin bunu yapması gerektiğini öne sürmesine benzer.400
Hannah Arendt, bir Nazi savaş suçlusu olan Adolf Eichmann’a ilişkin bu sözleriyle, memur olmanın ya da ortamın kendisinin suçluyu aklamayacağına işaret ediyordu. Sonradan açığa çıkan bilgiler ve anlatımlar Kanlı Pazar’ın organize bir katliam olduğunu göstermektedir. Bu katliamın sonrasında suçlu olarak sadece fotoğraflarda görülen bir saldırganla bir polis memurunun tutuklanması da bu organizasyonun aslında nerelere kadar uzandığının ve faillerin hamilerinin nerelerde olduğunun da göstergesi olarak okunabilir.401 Kendisinden önce gerçekleşen 4 Aralık 1945 Tan Matbaası Baskını ve 6-7 Eylül 1955 olayları ile birlikte Kanlı Pazar’ın faillerinin açığa çıkartılamamış olması, son örneğini Hrant Dink yargılamasında gördüğümüz bir sürece getirmiştir Türkiye’yi. Bu nedenle hafıza tazelemek ve unutmamak önemlidir. Kanlı Pazar da Türkiye’nin unutmaması gereken olaylardan birisidir. 1960’lar Türkiyesi’nin siyasal ayrışmaları, “vatan kurtarma” misyonu, Arendt’in işaret ettiği gibi failleri masum kılmaz.
Kanlı Pazar, hesaplaşılması gereken bir olay olarak tarihteki yerini almıştır. Bu hesaplaşmayı 1960’lar Türkiyesi’ndeki siyasal akımların, aktörlerin her biri için yapabilmek de mümkün ve gereklidir. Milliyetçiler ırkçılık ve kontrgerilla iddialarıyla; İslamcılar milliyetçilerle bağları, Amerikancılıkları ve antikomünist tutumlarıyla; solcular Kemalizm’le akrabalıkları, cuntacılarla ilişkileri, milliyetçi refleksleriyle hesaplaşabilmelidir.
Bu kitap, bu hesaplaşmanın gerekliliğine dair mütevazi bir hatırlatma çabasıdır. Bu çabasında başarılı olabilirse ne mutlu yazarına…
Mustafa Eren
Ocak 2012, İstanbul
