Kapatılma, Siyasi Tarih ve Emek Çalışmaları

Üzerine yazı ve söyleşiler

Üniversite Laboratuarlarından Hapishane Hücrelerine Tecrit

Ü1950’lerden itibaren yapılmış onlarca “duyusal yoksunluk” deneyi var. Bu deneylerin hapishanelerle olan ilişkisi, kimler tarafından finanse edildiği, bu deneylerden elde edilen sonuçların pratikte ne tür uygulamalara yol açtığı ise neredeyse hiçbir zaman gündeme getirilmiyor.

Bianet - Mustafa Eren Begüm Atay - 19 Nisan 2014

California Üniversitesi'nden Matthew Lieberman’ın çalışması ve Sosyal adlı kitabıyla beraber “duyusal yoksunluk” (deprivasyon) deneyleri ve tecrit yeniden gündeme geldi. Lieberman, yaptığı çalışmada bedensel acı çekenlerle sosyal acı çekenlerin beyin faaliyetlerini karşılaştırıyor ve çekilen beyin filmlerini yan yana koyduğunda bir fark olmadığını söylüyor: “Yan yana duran ekranlara bakınca… aradaki farkı göremezsiniz.” Lieberman’ın bu çalışmasını New York Times’a değerlendiren David Brooks, beynin her iki acıyı da benzer yollarla işlediğini ve dahası yaşanmışlık düzeyinde sosyal acının bedensel acıya göre “basbayağı daha travmatik, daha denge bozucu ve daha gaddarca, etkileri daha uzun süreli” olduğunu belirtiyor. Brooks bu tespitinin ardından konuyu ABD’nin hapishaneler sistemine getiriyor ve Lieberman’ın çalışması üzerinden tecriti eleştiriyor:

“Bir başka deyişle, aşırı tecrit koşullarındaki hükümlülere yaptığımız şeyin kırbaçlamadan daha insanlık dışı olduğu söylenebilir. Oysa aşırı sosyal acıya maruz bırakmak Amerikan hapishanelerinde son derece olağan bir işlem. Her yıl 80 bin kadar hükümlü hücre hapsine alınıyor. Yüksek güvenlikli cezaevlerinde tecrit edilen bu insanlar genelde 2'ye 3 metrelik çıplak odalara kilitleniyor. Haftanın iki gününü o odalarda tamamen tek başına geçiriyorlar. Kalan beş günde de günün 23 saati tecrit edilebiliyorlar. Hapishane personeliyle iletişim bazen diyafonla sürdürülüyor. Dünyayla iletişim asgari düzeyin bile altında kalabiliyor. Ziyaretçi varsa görüşmeler video ekranı üstünden yürüyor. Hükümlüler yıllar boyu bir başka insanın şefkat dokunuşundan mahrum kalabiliyor. Böyle bir durumda yegane bedensel temas, idman avlusuna yapacakları yolculukta kendilerine pranga takan gardiyanlarla oluyor (...)Birçok insan böyle şartlar altında basbayağı çöküyor. Kaba tahminlere göre hapishanedeki intihar vakalarının kabaca yarısı tecritte gerçekleşiyor. Oysa tecritteki hükümlüler hapishanelerdeki toplam mevcudun yalnızca yüzde 5'i oluşturuyor (…) asıl mesele şu: Somut bir acı olmadığı zannıyla insanlara alabildiğine sosyal acı çektirmekte bir sakınca olmadığı varsayımını çürütmeliyiz. İnsanları hapse koymak zaten onlara acı çektiriyor. Bunun üstüne onları bir de sosyal, duygusal ve ilişkisel boyutlarıyla sağlık için gerekli besinlerden mahrum etmemiz gerekmez.” (1)

Lieberman’ın çalışması ilk değil. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi daha önce, özellikle de 1950’lerden itibaren yapılmış onlarca “duyusal yoksunluk” deneyi var. Bu deneylerin bir kısmı “duyusal yoksunluk”, “duyusal algı yitimi”, “algı mahrumiyeti” başlıkları altında psikoloji ders kitaplarında da anlatılıyor. Ancak bu deneylerin hapishanelerle olan ilişkisi, kimler tarafından finanse edildiği, bu deneylerden elde edilen sonuçların pratikte ne tür uygulamalara yol açtığı ise neredeyse hiçbir zaman gündeme getirilmiyor. Lieberman çalışmasında tecriti eleştiren sonuçlara varmış olsa da 1950’lerde yapılan deneylerin önemli bir kısmı soğuk savaşın oldukça yakıcı olarak varlığını sürdürdüğü bu süreçte CIA veya askeri birimlerin finansmanıyla gerçekleştirilmiş ve “zihin kontrolü”, “beyin yıkama” amaçlarının bir parçası olarak gündeme gelmiştir. (2) 1970’lı yıllarda CIA’in bu deneyleri ABD senatosunda tartışılmaya başlamış ve CIA’in finansmanıyla aralarında 44 yüksekokul veya üniversitenin, hastanelerin, hapishanelerin ve ilaç şirketlerinin de bulunduğu 80 kuruluşun bu çalışmaları yürüttüğü bilgisi açığa çıkmıştı. (3)

Bu deneylerin en bilineni bir psikiyatr olan Dr. Ewen Cameron tarafından, CIA’in finansmanıyla yürütülmüştür ve MK Ultra adıyla bilinmektedir. Cameron, zihin kontrolü için “zaman”  ve “mekan”  algısının ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyordu. Bu algıları sürdürmemize yarayan iki önemli faktör (1- Devamlı duyusal algımız. 2- Hafızamız) olduğunu düşünen Cameron, önce“elektroşok”larla hafızayı yok etmek, ardından da “izolasyon kulübeleriyle”  duyusal algıyı ortadan kaldırmak gerektiğini savunuyordu. Cameron, 1950’li yıllarda uzunca bir süre bu konuda deneyler gerçekleştirdi. CIA ise Cameron’un bu çalışmalarını, “sorgulama tekniklerini” yani işkenceyi geliştirmekte kullandı. (4)

Hepsi CIA ya da askeri birimlerin finansmanıyla yürütülmese de 1950’lerden itibaren yürütülen bu deneylerin bazıları şunlardır:

Deprivasyon Deneyleri

1 – Mc Gill Üniversitesi (Montreal, Kanada)

Bu deney 1951 – 1954 yılları arasında Professor D. O. Hebb başkanlığında yürütülür. Hebb’in deneyi insanların kulaklarının, gözlerinin ve ellerinin özel aparatlarla kaplanarak yetilerini yitirmesi esasına dayanmaktadır. Bu esnada zihinsel, algısal, duygusal, motor, tutumsal ve beyin dalgalarının aktivitesindeki değişimlerin ölçümlerine bakılır ve algı yitiminin insan üzerindeki etkileri anlaşılmaya çalışılır. Hebb’in deneylerini CIA finanse eder ve bu verilerden elde edilen veriler dünyadaki pek çok gizli hapishanede işkence tekniği olarak kullanılır. (5)

2 – Princeton Üniversitesi (Princeton, New Jersey, USA)

Bu deney 1955 yılında fizyoloji psikologu Jack A. Vernon başkanlığında yürütülür. Vernon, bir grup psikoloji öğrencisiyle birlikte karanlık ve sessiz duyusal yoksunluk laboratuarını kurar. Laboratuardaki deneylerde katılımcılar ışık ve ses geçirmez bir odada, zor hareket edilebilecek bir şekilde tutulurlar. Başkalarıyla ve kendileriyle olabildiğince az konuşmaları ve mümkün olduğu kadar yatar pozisyonda kalmaları talimatı verilir. 2-4 gün süren deneyde odalara panik butonu da konulur.  Deneyin amacı, duyusal yoksunlukta rüya görülebiliyor mu, görülüyorsa içeriği ne, insanın uyarılmaya ihtiyacı var mı, duyusal yoksunlukta zaman kavramı nasıl hissediliyor, halisünasyon görülüyor mu, yoksunluğun tepki verme süresine etkisi nedir, acı algısı değişiyor mu, düşünme kabiliyeti etkileniyor mu, kilo kaybı oluyor mu gibi sorulara yanıt bulmaktır. (6) 

3- National Institute of Mental Health (Bethesda, Maryland, USA)

Bu çalışmaların başında psikiyatrist John C. Lilly vardır. Lilly, 1955-1956 yılları arasında yürüttüğü bu çalışmalarda duyusal yoksunluk için suya batırma tekniğini kullanır. Bu deneyler için katılımcıların yatay bir şekilde tüm vücutlarının su altında kalacağı ve “izolasyon tankı” adı verilen bir özel bir su tankı inşa edilir. Katılımcıların yüzlerini de tamamen kapatacak ve ışığı hissetmelerini engelleyecek, iki adet hava borusu da içeren bir maske takmaları istenir. Bu “izolasyon tankı” sayesinde vücut, duyusal mahrumiyet bir yana, kısmen yer çekiminden ve hep aynı sıcaklıkta tutulan su ile çevresel etkenlerden de tamamen yalıtılmaya çalışılır. (7) Bu sayede Lilly, duyusal yoksunluğa maruz bıraktığı insanların deneyimlerini ayrıntılı bir şekilde tanımlama imkanı bulur. Bu tekniğin tesislerden büyük talepleri olduğu için, bu teknik yaygınlaşamaz ancak duyusal algı yitimi deneylerine ilişkin kurguya etkisi olur. (8)

4- Boston Şehir Hastanesi ve Harvard Tıp Okulu

Bu deney 1961 yılında Philip Solomon başkanlığında bir grup psikolog ve psikiyatrist (J. M. Davis, S. J. Freedman, H. U. Greenbaum, Milton Greenblatt, P. E. Kubzansky, P. H. Leiderman, W. F. McCourt, J. H. Mendelson ve Donald Wexler) tarafından yürütülür. Bu grup, solunum cihazı kısıtlaması gibi klasik teknikler kullanarak duyusal yoksunluk fenomenini araştırır. (9) 

5- Duke Üniversitesi (Durham, North Carolina, USA)

Bu çalışmalar, 1961 yılında Duke Medical Center’de bulunan S. I. Cohen, Bernard Bressler, A. J. Silverman ve Barry Shmavonian’ın da aralarında bulunduğu bir grup psikolog ve psikiyatrist tarafından yürütülür. Çalışmada duyusal yoksunlukta stres verici durumların fizyolojik etkileri ve bireysel farklılıkların yoksunluğa verilen tepkilerdeki etkileri üzerinde durulur. Bu farklılık sayesinde bu çalışmalar, duyusal yoksunluk çalışmalarında değişkenleri ilk analiz eden çalışmalardan birisi olarak bilinir. (10)

6- İnsan Kaynakları Araştırma Ofisi (Monterey, California, USA)

Bu deneyler 1956-1966 yıllarında Thomas I. Myers başkanlığında Seward Smith ve D. B. Murphy tarafından yürütülür. Deneyler sırasında duyusal yoksunluğun halisünasyonlar, tutum değişiklikleri, duygular, motor davranışlar ve biliş üzerindeki etkileri araştırılır. Bu çalışmaların bu alandaki en önemli “katkısı” duygu durum sıfatı kontrol listesi, öznel stres ölçeği, tedirginliğin mekaniksel  ölçümü (birebir çeviriyi yansıtmamaktadır, orijinal hali için bakınız: mood adjective check list, the subjective stress scale, mechanical measures of restlessness, ) gibi indeksler geliştirmesiyle duygu  ve öznel stres ölçümü yapılması yolundaki girişimidir.

7-  Manitoba Üniversitesi (Kanada)

1959 yılında John P. Zubek tarafından yürütülmüştür. Zubek, Manitoba Üniversitesi’nde özel bir laboratuar inşa eder ve izolasyon için balona benzer bir “kubbe” kullanır. Deneye katılan insanlar, bu kubbe içerisinde, bu deneyler için oldukça uzun sayılacak bir süre (7-14 gün) için tutulurlar.

Zubek, deprivasyon deneylerinde elde edilen sonuçların CIA tarafından işkence amacıyla kullanıldığı eleştirileri üzerine daha sonra şunları söyleyecektir: “Sonuçlar yanlış amaçlar için kullanılmış olabilir, biz bilim insanları bu konuda çok az veya hiç kontrole sahip değiliz”. (11)

8- Michigan Üniversitesi (Ann Arbor, Michigan, USA)

Bu deneyler 1958 yılında psikiyatrist John C. Pollard tarafından Michigan’daki Ruh Sağlığı Araştırma Merkezi’nde yürütülmüştür. İlk defa kadın katılımcılar kullanılmış, duyusal yoksunluktaki davranışların temeli atılmaya çalışılmış ve bu stres tepkileri psikoaktif uyuşturucu maddelerin davranışsal etkileriyle karşılaştırılmıştır. Grup en çok tavsiyenin ve sahte-duyusal yoksunluk fenomeni beklentisinin ortaya çıkmasının önemine yaptığı vurguyla bilinir. (12)

9- New York Üniversitesi (USA)

Bu deneyler New York Üniversitesi’nin Ruh Sağlığı Araştırma Merkezi’nde Robert R. Holt ve Leo Goldberger başkanlığında bir grup tarafından yürütülmüştür. Araştırmacılar kişilik değişkenlerinin kapatılma  tepkilerini etkilemesi bakımından sistematik çalışma yapan ilk gruptur ve farklı gruplardan katılımcılar (aktörler-üniversite öğrencileri) ile Rorschach testi vb. kullanırlar. Goldberger ve Holt’un çalışmalarının bazılarının Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yayınlanmış olması, bu çalışmaları kimlerin fonladığı ve verilerin ne için kullanıldığı açısından bir gösterge olarak görülebilir. (13)

10- Albert Einstein Medical Center (Philadelphia, USA)

Bu deneyler, 1958’den itibaren, Indiana Üniversitesi Sağlık Merkezi, Brooklyn College ve Adelphi Üniversitesi’nde bu konuda çalışmalar yapmış olan Marvin Zuckerman tarafından yürütülür. Deneyler için özel bir oda tasarlayan ve deneylerde tank solunum cihazlarını da kullanan Zuckerman kişilik ve izolasyon arasındaki ilişkiyi de açığa çıkarmayı amaçlar ve izolasyonun etkilerini gözlemeye çalışır. Zuckerman’ın başında olduğu ekip bu çalışmalar sonrasında Duygu Sıfat Kontrol Listesini,  Heyecan Arama Ölçeğini (birebir çeviriyi yansıtmamaktadır, orijinal hali için bakınız: Affect Adjective Checklist, Sensation- Seeking Scale) geliştirir. (14)

11- Allan Memorial Hospital (Montreal, Kanada)

Bu çalışmaları 1961 yılında Hassan Azima’nın başkanlığında Fern Cramer-Azima ve Paul Vispo’nun da aralarında bulunduğu bir grup psikiyatrist yürütür. Bu çalışmalarda duyusal yoksunluğun bir terapi aracı olarak kullanıldığı, analitik terapinin ihtimallerinin araştırıldığı, bu tekniği kullanarak anne-çocuk ilişkisi modeline dayanan terapist ve danışan arasında ilişki kurulmasının amaçlandığı belirtilse de The CIA Doctors: Human Rights Violations by American Psychiatrists adlı kitapta ve bazı başka kaynaklarda Azima’nın askeri zihin kontrol deneylerinde çalıştığı belirtilmektedir. (15)

12- Richmond (Virginia) V A Hospital (USA)

Bu çalışmalar 1958-1963 yılları arasında H. B Adams, R. N. Carrera, G. D. Cooper, R. G. Gibby, M. H. Robertson ve H. R. Tobey’in de aralarında bulunduğu bir grup klinik psikolog tarafından yürütülür. Araştırmalar, duyusal yoksunluğa maruz kalan ve mesajlar duyduğunu iddia eden psikiyatrik hastaların öz imajlarının iyileşmesi üzerinedir. (16)

13- Los Angels, California (USA)

1954 yılında Eugene Ziskind, halisünasyon ve sanrıyı başlatmak için duyusal yoksunluk laboratuarı kurmanın mümkün olup olmadığını araştırır ve daha sonra bu girişimden vazgeçerek, onun yerine sistematiksel ve göz ameliyat sonrası göz kapatmanın etkiler gibi “kliniksel duyusal yoksunluk” üzerine gözlemlerde bulunur. (17)

14- Pittsburgh Üniversitesi (USA)

Bu çalışmaları Austin Jones, H. Jean Wilkinson ve Ina Braden yürütür. 1959 yılında gerçekleştirilen bu çalışmalarda duyusal yoksunluğun etkileri psikopatolojik ve güdüsel değişkenler yerine “normal” değişkenler üzerinden araştırlır. (18)

15- Oklahoma City V A Hospital (USA)

Jay T. Shurley, deprivasyon deneylerinde  John C. Lilly gibi suya batırma tekniğini kullanır. Bu teknik için özel bir laboratuar tasarlanır. Shurley, çok katılımcılı deneyler gerçekleştirerek sistematik çalışmalar üretmeye ve niceliksel ölçümler kullanarak bu tekniğin etkilerini diğer duyusal yoksunluk durumlarıyla karşılaştırmaya çalışmıştır. (19) 

16- Case Western Reserve Üniversitesi (Cleveland, Ohio, USA)

C. Wesley  Jackson, hemşire psikologlarıyla ( Rozella Schlotfeldt, Rosemary Ellis ve Rosemary Rich) birlikte, hapsedilmiş ve/veya duyusal yoksunluğa maruz kalmış göz ve kalp ameliyatından iyileşmiş hastalarla ilgili çalışma yürütmüştür. (20)

17- Rutgers – Devlet Üniversitesi (New Brunswick, New Jersey, USA)

Peter Suedfeld duyusal yoksunluğun bilişsel etkilerini ve bunun ikna edilebilirliğin değişmesiyle alakasını, kişiliğin önemini, doğum sırası etmenlerini araştırmıştır. Suedfeld yaptığı araştırmalar sonrasında doğum sırasının duyusal yoksunlukta beklenilen stresle alakası olduğunu, ilk doğanların daha sonra doğanlara oranla daha az kaygı duyduklarını iddia etmiştir. (21)

18- Massachustetts Institute of Technology (USA)

Bu çalışmaları 1950’lerin sonları ve 1960’lı yıllarda Edgar Schein yürütmüştür. E. Schein, 1950’li yıllarda Kore hapishanelerinde askeri psikolog olarak görev yapmış ve burada edindiği deneyimleri ABD Hava Kuvvetleri ile CIA araştırmalarında kullanmıştır. Schein’in araştırmaları özellikle, hapishaneler ve beyin yıkama üzerine yoğunlaşmaktadır. (22) Schein, siyasi mahpusların “rehabilitasyonu” amacıyla 24 maddelik bir program da hazırlamıştır. Bu programın ilk maddesi şöyledir: “Tutsaklar yeterince tecrit edilen bölümlere yerleştirilmeli, çünkü bununla duygusal ilişkiler başarılı bir şekilde koparılabilir ya da ciddi bir şekilde zayıflatılabilir.” (23)

E. Schein’in çalışmalarının mahpuslar için doğrudan işkence anlamına geldiği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. (24)

19- Bologna Üniversitesi (Italy)

Profesör R. Canestrari tarafından yürütülen bu araştırmalarda duyusal yoksunluğun duyusal ve algısal-motor yetiler üzerine etkisi incelenmiştir. (25)

20- Tohoku Üniversitesi (Sendai, Japan)

Profesör Seiro Kitamura başkanlığında T. Hariu, H. Ueno, T. Kato, S. Saito, Y. Ohkubo, O. Kokubun, M. Ohyama ve T. Okuma tarafından yapılan bu araştırmalarda duyusal yoksunluğun çeşitli aşamaları üzerinde durulmuştur. Bu çalışmalar ayrıntılı bir şekilde Tohoku Psychologica Folia’da basılmıştır. (26)

21- Psikiyatrik Araştırma Enstitüsü (Prague)

Jan Gross ve Ludvig Svab 1960’lı yıllarda Prag’da  “Sosyal tecritin etkileri ve duyumsal algıların sınırlandırılması” üzerine birçok deney yürütmüşlerdir. (27) Her iki araştırmacı, özellikle de Gross bu deneyleri daha sonra da sürdürmüştür.

22- Camera Silens (Sessiz Oda) Deneyleri (Hamburg, Almanya)

Prag’da deneyler yürüten Jan Gross, 1970’lerin başından itibaren, J. M. Burchard ve P. Kempe ile birlikte bu çalışmalarını Hamburg’da Hamburg Üniversitesi Kliniği’nde yürütmeye başlar. Bu amaçla “Özel Araştırma Bölümü 115” denilen ve Camera Silens diye de anılan bir bölüm oluştururlar. Camera Silens, ses geçirmeyen, karartılmış, manyetik dalgalara karşı da izole edilmiş, o dönemin imkanlarıyla son teknikle üretilmiş dinleme ve gözetleme olanaklarıyla donatılmıştır. Deneye katılan insanlar bu odada tutuldukları süre içerisinde video kameralarla gözetlenmiş, konuşmaları mikrofonlarla dinlenmiş, kalp atışları, nefes alış verişleri, nabızları sürekli olarak bağlı oldukları cihazlarla sürekli takip edilmiştir. Deneye katılan 20 kadın ve erkekten bazıları izolasyon koşullarına dayanamamış ve korku, aşırı gerilim ve panik nedeniyle deneyi yarıda bırakmışlardır. (28)

23- Harry Harlow Deneyi (Wisconsin Üniversitesi)

1950’lerde maymunların izole edilmesiyle gerçekleştirilmiş ve bağlanma ile sevgiyi araştırdığı iddia edilen deneylerdir. Deneyde bebek maymunlar biri telle diğeri ise yumuşak bir peluşla kaplanan sahte/vekil anne maymunlarla bir kafese konulmuş ve süt emziği de sadece telle kaplanan anne maymuna konulmuştur. Buna rağmen bebek maymunlar yumuşak peluşla kaplanan maymunla daha çok vakit geçirmek istemişlerdir. (29)

24- Mark Rozenweig ve David Krench Deneyi

Rozenweig ve Krench, California Üniversitesi’nde 1980’lerin sonlarında gerçekleştirdikleri deneylerde sıçanları kullanırlar. Bir grup sıçan sosyal uyaranlar açısından fakir diğer grup sıçan ise içerisinde birçok oyuncağın ve diğer sıçanların olduğu sosyal uyaranlar açısından zengin bir ortamda yetiştirilirler. Sonuçta sosyal uyaranların zengin olduğu ortamda yetişen sıçanların serebral korteksinin daha da gelişmiş olduğu görülür. (30)

25- Duyusal Yoksunluk ve Sıçanların Edimsel Koşullanması Deneyi

Pishkin, V. Ve Shurley, J.T.’nin 1966 yılında gerçekleştirdikleri bu deneyde, kısmi duyusal yoksunluk süresi değiştirilerek, bunun beyaz sıçanların bara basma tepkilerine etkisi test edilmiştir. Duyusal yoksunluğun bir sonucu olarak tepki oranlarında anlamlı bir düşüş görülmüştür. (31)

Sonuç olarak...

Burada, birkaç günlük çalışmayla ulaşabildiğimiz sadece 25 deneye yer verdik. 1970’lı yıllarda açığa çıkan bilgilere göre CIA’in finansmanıyla aralarında 44 yüksekokul veya üniversitenin, hastanelerin, hapishanelerin ve ilaç şirketlerinin de bulunduğu 80 kuruluşun bu çalışmaları yürüttüğü düşünülürse bu sayının çok daha yüksek olduğu ve bu konuda çok daha ciddi bir çalışma yürütülmesi gerektiği açıktır.

Bu yazı 1950’lerden itibaren üniversite laboratuarlarında üretilen bu teknoloji ile hapishaneler arasındaki ilişkiye işaret etmekle yetinmektedir. Bu yazıya, bu konuya işaret etmek dışında bir misyon yüklemiyoruz. Bu yazıda işaret ettiğimiz bu ilişkiyi daha açık bir şekilde gözler önüne sermek bağımsız araştırmacıların, akademisyenlerin ve özellikle de psikoloji alanında lisansüstü düzeyde çalışmalar yürüten üniversite öğrencilerinin sorumluluğudur.

İster bireysel olsun isterse de dar grup tecridi, tecrit Türkiye’de hapishanelere ilişkin temel problemlerden birisi olarak varlığını korumaktadır. 2000 sonrası inşa edilen F, D ve T Tipi hapishaneler bu eleştiriler ışığında tekrar düşünülmelidir.

Yapılan deneylerin kapatılma, hapsetme teknolojilerini nasıl etkilediğine dair çarpıcı olduğunu düşündüğümüz bir görselle bu yazımızı noktalıyoruz. Aşağıdaki fotoğraf Guantanamo Hapishanesi’nde çekilmiştir. Bu fotoğraftaki mahpuslara dikkat edilirse gözlerinin, kulaklarının, ağızlarının ve ellerinin özel aparatlarla kapatıldığı görülecektir. Bu durumun deprivasyon deneylerini çağrıştırması sadece bir tesadüf olabilir mi? (BA/ME/YY)

Dipnotlar:

[1] David Brooks, “The Archipelago of Pain, New York Times, 6 Mart 2014, aktaran Sabah, 16 Mart 2014 (çevriler Sabah’a aittir)

2 Bu dönem gerçekleştirilen deneylerin CIA ile olan ilişkisi ve bu deneylerden elde edilen verilerin sorgulama ve işkence için kullanımına dair eleştirel bir yazı için bakınız: Jeffrey S. Kaye, “Isolation, Sensory Deprivation, and Sensory Overload: History, Research, and Interrogation Policy, from the 1950s to the Present Day”, Guild Practitioner, Volume 66-Number 1-Spring 2009, 2-18

3 Nicholas M. Horrock, “80 Institutions Used in C.I.A. Mind Studies: Admiral Turner Tells Senators of Behavior Control Research Bars Drug Testing Now", New York Times, 04 Ağustos 1977

4 Dr. Ewen Cameron’un bu deneyine ilişkin ayrıntılı bir çalışma için bakınız: Naomi Klein, Şok Doktrini, Agora Kitaplığı, İstanbul 2010.

5 Alfred W. Mc Coy, “Science in Dachau’s Shadow: Hebb, Beecher, and the Development of CIA Psychological Torture and Modern Medical Ethics”, Journal of the History of the Behavioral Sciences (Wiley Interscience), Vol 43-4, 401-417.

6 Jack A. Vernon’un bu çalışmaları 1963 yılında kitap olarak basılmıştır: J. A. Vernon, Inside the Black Room: Studies of Sensory Deprivation, Clarkson N. Potter, New York 1963. 

7 Bu deney için bakınız: John C. Lilly ve E. J. Gold, Tanks for the Memories: Floatation Tank Talks, 1995, Gateways/IDHHB Inc. Publishers; John C. Lill, and Philip H. B. Lilly, The Quiet Center, Ronin Publishing, 2003; John. C. Lilly ve Alice M. Miller, "Sounds Emitted by the Bottlenose

Dolphin." American Association for the Advancement of Science, 1961,  Vol. 133, P. 1689-1693

8 Len Deighton, The Ipcress File, Hodder & Stoughton, London 1962

9 Solomon’un da katıldığı bu çalışmalar için bakınız: P. Solomon vd., “Sensory Deprivation: A Review, Am J Psychiatry, Vol 144-4, October 1957; Davis J.M. vd, “Sensory deprivation. The role of social isolation”, Arch Gen Psychiatry, July 1961

10 Bu deney için bakınız: Albert J. Silverman vd. “Psychophysiological Investigations in Sensory Deprivation”,  http://www.researchgate.net/publication/237830816_Psychophysiological_Investigations_in_Sensory_Deprivation

11 Cecil Rosner, Isolation, http://issuu.com/canadashistory/docs/isolationa

John P. Zubek’in bu deneyi için bakınız: John Rasmussen (editör), Man in Isolation & Confinement, Second paperback printing, 2009 (1973); John P. Zubek, Sensory Deprivation: Fifteen Years of Research, Meredith Corporation, 1969

12 Bu deney için bakınız: John C. Pollard vd., “Studies in Sensory Deprivation” Arch Gen Psychiatry, 1963- 8 (5), 435-454; C. Wesley Jackson vd., “The Appliacation of Findings From Experimental Sensory Deprivation to Cases of Clinical Sensory Deprivation, American Journal of the Medical Sciences, May 1962-Volume 243-Issue 5, 558-563; C. Wesley Jackson ve John C. Pollard, “Sensory Deprivation and Suggestion: A Theoretical Approacah”, Behavioral Science, Volume 7-Issue 3, July 1962, 332-342.

13 Leo Goldberger ve Robert R. Holt’un çalışmaları için bakınız: Leo Goldberger ve Robert R. Holt, “Studies on the Effects of Perceptual Alternation”, Aeronautical Systems Division, Air Force Systems Command, 61. Cilt, 416. Sayı, United States Air Force, 1961

14 Zuckerman’ın bu deneyleri için bakınız: Marvin Zuckerman ve Nathan Cohen, “Sources of Reports of Visual and Auditory Sensations in Perceptual Isolation Experiments, Psychological Bulletin, Vol 62-No1, July 1964; Marvin Zuckerman, “Variables Affecting Deprivation Results”, içinde John P. Zubek, Sensory Deprivation: Fifteen Years of Research, Meredith Corporation, New York 1969, 47-85; George C. Curtis ve Marvin Zuckerman, “A Psychopathological Reaction Precipitated by Sensory Deprivation, içinde Am J Psychiatry, 1968-125, 255-260; Marvin Zuckerman ve T. Robert Hopkins, “Hallucinations or Dreams? A Study of Arousal Levels and Reported Visual Sensations Durin Sensory Deprivation”, Perceptual and Motor Skills,Volume 22, Issue 2, April 1966, 447-559.

15 Colin A. Ross, The CIA Doctors: Human Rights Violations by American Psychiatrists, Manitou Communications, 2006; Jim Keith, Mind Control-World Control, Adventures Unlimited Press, Illinois 1997, 86; Harvey Weinstein, Father, Son and CIA, Formac Publishing Company Limited, 1990

16 Bu araştırmaları çağrıştıran ve izolasyonun bir terapi yöntemi olarak kullanıldığı araştırmalara örnek olabilmesi için bakınız: Marshall D. Schechter vd., “Sensory isolation Therapy of Autistic Children: A Preliminary Report”, The Journal of Pediatrics, Volume 74, Issue 4, April 1969, 564-569; Sidney E. Cleveland vd., “Therapeutic Effectiveness of Sensory Deprivation Evaluation of Effectiveness”, Arch Gen Psychiatry, May 1963, Vol 8-No 5, 455-460

17 Ziskind’in bu çalışmaları için bakınız: Eugene Ziskind, “An Explanation of Mental Symtoms Found in Acute Sensory Deprivation: Resecrhes 1958-1963, The American Journal of Psychiatry, Vol 121-No 10, 939-946; Eugene Ziskind, “A Second Look At Sensory Deprivation”, Journal of Nervous and Mental Disease, March 1964, Vol 138-Issue 3, 223-232; Eugene Ziskind vd., “Sensory Deprivation on an Eye Service”, Calif Med, December 1960, Vol 93-No 6, 355-356; Eugene Ziskind vd., “Observations on Mental Symptoms in Eye Patched Patients: Hypnagogic Symptoms in Sensory Deprivation”, Am J Psychiatry, April 1960, Vol 116, 893-900; Eugene Ziskind, “Isolation Stress in Medical and Mental Illness”, JAMA, 1958, Vol 168-No 11, 1427-1431.

18 Bu çalışmalar için bakınız: A. Jones vd., “Information Deprivation as a Motivational Variable”, Journal of Experimental Psychology, Vol 62-2, August 1961, 126-137.

19 Jay T. Shurley’in bu çalışması için bakınız: Experiment in Loneliness”, Mechanix İllustrated, May 1962, 56-57.

20 C. Wesley Jackson’un bu konudaki çalışmaları için bakınız: C. Wesley Jackson ve John C. Pollard, “Some Nondeprivation Variables Which Influence the ‘Effects’ of Experimental Sensory Deprivation”, Journal of Abnormal Psychology, Vol 71-5, October 1966, 383-388.

21 P. Suedfeld’in bu çalışmaları için bakınız: Peter Suedfeld, “Sensory Deprivation Stress: Birth Order and Instructional Set As Interacting Variables”, Journal of Personality and Social Psychology, 1969, Vol 11-1, 70-74; P. Suedfeld, “Birth Order of Volunteers for Sensory Deprivation”, The Journal of Abnormal and Social Psychology, Vol 68-2, February 1964, 195-196; P. Suedfeld ve Frederick F. Ikard, “Use of Sensory Deprivation in Facilitating the Reduction of Cigarette Smoking”, Journal of Consulting and Clincal Psychology, Vol 42-6, December 1974, 885-895; P. Suedfeld, “The Benefits of Boredom: Sensory Deprivation Reconsidered”, American Scientist, Vol 63-1, January-February 1975, 60-69.

22 Edgar Schein, Brainwashing, Center for International Studies MIT, Cambridge 1960, http://dspace.mit.edu/bitstream/handle/1721.1/83028/14769178.pdf?sequence=1

23 Ümit Koşan, Sessiz Ölüm, Belge Yayınları, İstanbul 2000, 32-35.

24 Hans Sherrer, “The Mental Torture of American Prisoners” Prison Legal News, April 1999, Vol. 10-4, 1-3.

25 R. Canestrari’nin bu çalışmaları için bakınız: R. Canestrari, “On the Psychic Effects of Sensory Deprivation in Man”, Minerva Medica, June 1967, Vol 58-35, 1652-1653.

26 S. Kitamura’nın bu çalışmaları için Tohoku Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nün çıkarmış olduğu Tohoku Psychologica Folia dergisinin 1963 yılından itibaren çıkmış olan sayılarına bakılabilir.

27 J. Gross ve L. Svab’ın bu çalışmaları için bakınız: J. Gross ve L. Svab, “Experimental Sensory Deprivation as a Model Situation of Psychotherapeutic Relations”, Der Nervenarzt, Vol 40-1, January 1969, 21-25; L. Svab vd., “Stuttering and Social Isolation: Effect of Social Isolation wit Different Levels of Monitoring on Stuttering Frequency (A Pilot Study)”, Journal of Nervous and Mental Disease, July 1972, Vol 155-1.

28 Jan Gross’un bu deneylerinin ayrıntıları için bakınız: Ümit Koşan, Sessiz Ölüm-TabutluklarBeyin Yıkama ve Tecrit Hücreleri, Belge Yayınları, İstanbul 2000; Hüseyin Karabey, Sessiz Ölüm-Avrupalı Siyasi Mahkumlar Hücreyi Anlatıyor, Metis, İstanbul 2001; Tecriti Yenenler Anlatıyor, Boran Yayınevi, İstanbul 2012.

29 Harry F. Harlow’un deneylerinin ayrıntıları için bakınız: Harry F. Harlow, “The Nature of Love”, 1958,  American Psychologist, Vol. 13, 673-685

30 Mark R. Rosenzweig’ın çalışmalarının ayrıntıları için bakınız: Mark R. Rosenzweig ve Micheal J. Renner, Enriched and Impoverished Environments: Effects on Brain and Behavior (Recent Research in Psychology), Springer, 1987

31 V. Pishkin ve Jay T. Shurley’nin çalışmaları için bakınız: Vladimir Pishkin ve Jay T. Shurley “Sensory deprivation and operant conditioning of rats”, Psychonomic Science, 1966, Vol. 5, Issue 7, 283-284

No Comments Yet.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.