|
Disiplin Cezalarıyla “Islah” / Hapishaneler Yoluyla Hayatı Dizayn EtmekSon 15 yılda mahpuslara verilen disiplin cezaları 2,5 kat, mahpusların şikayetleri 16 kat arttı. Bu, mahpusların daha fazla cezalandırıldığını, şiddetin/kötü muamelenin arttığını gösteriyor. |
#Mahpus
|
Tutsak Sayısı SaklanıyorYeni Özgür Politika – 10 Kasım 2020 Tutsak sayısı saklanıyor Adalet Bakanlığı ve CTE güncel rakamları açıklamadığı için Türk cezaevlerindeki… |
|
En Büyük Engel İktidarın KendisiYeni Yaşam – Gülcan Kılagöz – 3 Aralık 2018 Türkiye’de yaklaşık 9 milyon engelli yurttaş bulunuyor. Cezaevlerinde ise son açıklamalara… |
|
“Hapsetmenin Alternatifleri” Konferansı: Denetimli Serbestlik ve Mahpus Ebeveyn ve Çocuk HaklarıBianet – Ogün Işık – 25 Kasım 2018 CİSST-TCPS tarafından düzenlenen uluslararası konferansın ilk gününde hapsetmenin alternatifleri, denetimli serbestlik, hapishaneler… |
|
Cezaevlerindeki Tutuklu Sayısı 260 bini AştıYeni Yaşam – 24 Kasım 2018 “Hapsetmenin Alternatifleri” başlıklı konferansta konuşan Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Yönetim Kurulu… |
|
Devlet desteğiyle çıkan kitap cezaevinde yasak!Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu ve Avrupa Birliği’nin katkılarıyla hazırlanan, Mahpus Hakları El Kitabı, Denizli T Tipi Cezaevi Eğitim Birimi tarafından ‘sakıncalı’ bulundu. |
|
Die Türkei baut «Gefängnis-StädteIn der Türkei platzen die Gefängnisse aus allen Nähten. Offiziell sind sie zu über 110 Prozent belegt. Die Regierung will darum in den nächsten fünf Jahren mehr als 100’000 neue Plätze hinter Gittern schaffen. |
|
Yeni Doğanından Okul Çağındakilere Kadar Yüzlerce Çocuk MahpusAhval – Mehmet Hakkı Yılmaz – 2 Şubat 2018 Türkiye’nin 669 çocuğu cezaevlerinde büyüyor. OHAL öncesi altı ayı dolmayan bebekler… |
|
Ölüm Oruçları: Yaşamın Kutsallığı ve Direnme Hakkı İkileminde Bir Eylem TarzıAçlık grevi, ölüm orucu kişinin kendi iradesiyle alınan kararlar olduğu sürece, “yaşam hakkı” – “direnme hakkı” üzerinden bir ikilem yaratıp, oluşturulan haklar hiyerarşisinde “yaşam hakkı”nı en tepeye koyup kişinin iradesini yok sayan, devlete kişinin bedeni üzerinde zor kullanma hakkı tanıyan yaklaşım eleştiriye açıktır. Kişi, özne olmaktan çıkarıp nesne konumuna indirgenmektedir. Kişinin bedeni hapishanenin dört duvarı arasına alınarak devletin sınırlayıcılığının alanına sokulmuşken iradesinin de yok sayılması tam anlamıyla bir sıfırlama, nesneleştirmenin tamamlanması olarak görülebilir. |
|
Simgesel Bir Saldırı: Tek Tip ElbiseTTE’nin, hukuki, sosyolojik, psikolojik, insani, vicdani açıdan savunulacak bir tarafı yoktur. Masumiyet karinesinin ihlali olduğu, kişiyi kriminalize etmek için kullanıldığı, kişiliksizleştirmenin aracı olduğu aşikar. Osmanlı’da gündeme gelmiş olsa da asıl uygulanmaya çalışıldığı süreç 12 Eylül darbe sürecindeki Türkiye olmuş ve siyasi mahpusların yoğun direnişleriyle karşılaştıktan sonra vazgeçilmiştir. |

