Kapatılma, Siyasi Tarih ve Emek Çalışmaları

Üzerine yazı ve söyleşiler

Gezi Direnişi ve Medya – 1

“Kökü Dışarıda”nın Yeni Versiyonu “Yabancı Parmağı”

Yeni Şafak ve Akit gazetelerine bakıldığında Gezi Parkı isyanına yönelik söylemlerinin geçmişten de gelen belli kodlar üzerinden ilerlediğini görmek mümkün.

Bianet - Mustafa Eren - 14 Haziran 2013

Yeni Şafak ve Akit Gazetelerinin, Taksim Gezi Parkı İsyanındaki Tutumu -1

Taksim Gezi Parkı AVM haline getirilmesin diyerek başlayan, polisin şiddetli, bol gazlı müdahaleleriyle kitleselleşen ve İstanbul’un birçok ilçesiyle, Türkiye’nin diğer illerine yayılan eylemler basını da kendi içerisinde üçe böldü denilebilir. Bir yanda bu eylemlerin haklılığını ortaya koymaya çalışanlar, diğer yanda eylemleri olumsuzlayıp hükümete arka çıkanlar ve üçüncü olarak da görmezden gelmeyi tercih edenler var. Dizi şeklinde yayınlanacak bu yazıda Gezi Parkı isyanını olumsuzlayan iktidar yanlısı basının iki önemli gazetesinin (Yeni Şafak ve Akit) tutumunu ele alacak ve “Bu eylemler ve eylemciler iktidar yanlısı basın tarafından nasıl sunuluyor?” sorusuna cevap arayacağız.

Yapacağımız bu çalışma kısmen “söylem analizi” olarak da görülebilir. Bu analizin önemli olduğunu düşünüyoruz çünkü yapılacak analiz bir yandan bu gazetelerin hitap ettiği kitlenin nasıl ve nereye yönlendirilmeye çalışıldığını gösterirken diğer yandan da bu kitlenin algısına yönelik ipuçları verecektir.

Yeni Şafak ve Akit gazetelerine bakıldığında Gezi Parkı isyanına yönelik söylemlerinin geçmişten de gelen belli kodlar üzerinden ilerlediğini görmek mümkün. 1940’lardan itibaren sol, komünist, devrimci örgüt ve kişilere yöneltilen “kökü dışarıda” söylemi bu kodların en bilinenidir. Yazının bu ilk bölümünde bu söylem ele alınacaktır. Gezi Parkı isyanı boyunca, hem Yeni Şafak hem de Akit gazeteleri bu söylemi manşetlerine taşımıştır.

4 Haziran tarihli Yeni Şafak gazetesinin “Meydanda Yabancı Var” manşeti, Gezi Parkı isyanının aslında “yabancı ülkeler” tarafından provoke edildiğini savunuyor. Manşetin altındaki spotta şu sözler yer alıyor:

Gezi Parkı için başlatılan gösterilerin yabancı parmağı ile provokasyona dönüştüğü istihbarat raporlarına yansıdı. Göstericilerin içine sızarak kalabalıkları şiddete yönlendirenleri tek tek tespit eden emniyet birimleri, olayların Türkiye geneline sıçramasında bin kadar provokatörün görev aldığını belirledi. Listede yabancı ajanlar da var.

Gazete bu haberini içi sayfalara fotoğraflarla taşıyıp orada da iki fotoğrafla beraber “Gezi’de Yabancı Ajan Parmağı” başlığını atıyor. Fotoğraflardan birinde bir insan “ajan provokatör” olarak işaretlenmiş.  Gazete, bu fotoğrafa nasıl ulaştığını, bu şahsı neye dayanarak “ajan provokatör” ilan ettiğini söylemiyor.

Bu konuda “Emniyet, profesyonel ajan-provokatör olduğunu tespit ettiği şahıslarla olayların tırmanmasında parmağı olan kişilerin yakalanması için çalışma başlattı. İstihbarat birimlerinin belirlediği uzman provokatörlerin yakalanması için kamera kayıtları mercek altına alındı.” diye yazıyor.

Akit gazetesi de Gezi Parkı eylemlerini ajanlarla beraber anmayı tercih ediyor. 5 Haziran günkü sayısı bunun bariz örneklerinden birisi. Gazete, o gün sürmanşetten “Ajan Provokatörlere Yakın Takip” diye duyuruyor.

Gazetenin iç sayfasına, kim bu ajanlar diye haberi takip için baktığınızda, “Organize bir güç tarafından kumanda edilen sosyal medya provokatörleri Gezi Parkı eylemini yaydıkları yalanlarla hükümet karşıtı bir eyleme dönüştürmede etkin rol üstleniyor” sözlerini ve bazı twitter kullanıcılarının nicklerini belirttiklerini görüyorsunuz.

Bu kullanıcıların yabancı olduğu bilgisine, ya da “organize bir güç”ün ne olduğuna dair ayrıntı yok.

Uluslararası tezgah

Gazetenin iç sayfalarında ise eylem, Arınç’ın ağzından “Uluslararası Tezgah” diye sunuluyor:

“Uluslararası Tezgah” ne olabilir diye haberi okuduğunuzda Arınç’ın “Dış basında fevkalede dezenformasyon var” diyerek uluslararası basının “Türk basınının gösterdiği duyarlılığı” göstermediğinden yakınması ile karşılaşıyorsunuz. Bunun haricinde “uluslararası tezgah”a dair bilgi yok.

Bizzat Erdoğan’ın kendisi de “arkasında iç dış bağlantılar var” diye açıklama yapmış, ancak yaptığı açıklama içinde bilgi vermemiş, “bu konularla ilgili istihbarat teşkilatlarımız çalışmalarını yapıyor ama bunları kalkıp da tabi şuradan buradan diye bunların isimlerini ifşa etmemize gerek yok” diyerek geçiştirmişti (Yeni Şafak, 4 Haziran 2013)

Yeni Şafak ve Akit gazetelerinin daha net ifade ve suçlamalarda bulunduğu durumlar da oldu.  6 Haziran günü bazı gazeteler “diplomat pasaportlu eylemciler”den bahsederken bu haberlerin ilk örneklerinden birini 5 Haziran günü Yeni Şafak yayınlamıştı. “İranlı Ajan Gözaltında” başlıklı haberin içeriğine baktığınızda ise yapılmakta olan “kökü dışarıda”, “ajan” söylemlerinin tipik çapsızlığını görebilmek mümkün:

“Bu arada kışkırtılan kitleleri harekete geçiren ajan görünümlü şahıslara Ankara’da da rastlandı. Dün gece Kızılay Meydanı’nda çıkan olaylarda gençleri kışkırttığı tespit edilen İran asıllı Shayan Shamloo gözaltına alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ifadesi alınan şahsın derin bağlantıları deşifre edilmeye çalışılıyor.”

Bu haber irdelenecek olursa:

1- Haberin kendisinden anlıyoruz ki gözaltına alınan kişi, İranlı bile değil, “İran asıllı”dır. Yani muhtemeldir ki Türkiye vatandaşıdır.

2- Haberde “ajan görünümlü şahıslar” deniyor. Ancak bu nitelendirmenin üzerinde yer alan fotoğrafa bakıldığında neye dayanarak böyle söylediği anlaşılmıyor. Saç rengine, giyim tarzına, yüzünde maske olmasına bakarak mı böyle bir kanıya varmış Yeni Şafak anlaşılmıyor.

3- “Gençleri kışkırttığı tespit edilen” diye söz ediyor gözaltına alınan kişiden. Kim tespit etmiş ve Yeni Şafak bu habere nasıl ulaşmış bu belirtilmiyor haberde.

4- Son olarak da bu kişinin Ankara Emniyeti’nde “derin bağlantılarının araştırıldığını” öğreniyoruz haberden. Yani Yeni Şafak polisten, savcıdan ve hakimden önce kararını vermiş, bu kişi bir ajan ve açığa çıkarılması gereken derin bağlantıları var!

Tüm bunları alt alta koyduğumuzda, İranlı dahi olmayan bir kişinin, hakkındaki suçlamaların hiçbir dayanağı olmadan “İranlı Ajan Gözaltında” başlığıyla haber yapıldığını görüyoruz.

“İranlı ajan” haberi de dahil olmak üzere tüm bu haberler dikkate alındığında bazı tespitler yapmak mümkündür:

1- Haberlerde “yabancı parmağı”ndan, “ajan”lardan söz edilmekte, hatta fotoğraflarda insanlar “ajan” olarak işaretlenmekte ancak yazılar okunduğunda bu konuda somut bir bilgi verilmediği görülmektedir. Yazılanlar açıkça göstermektedir ki bu gazeteler polis tarafından kendilerine servis edilen haberleri hiçbir süzgeçten geçirmeden, gazetecilik etiği açısından değerlendirmeden haber yapmaktadırlar.

2- Bu gazeteler bu kadar pervasız haber yaparken,  kişileri ve bir bütün olarak Gezi Parkı eylemcilerini zan altında bırakırken yargıdan çekinmemektedir (Neden acaba?).

3- Bu haberler seslendiği kitleleri manipüle etmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu kadar düzeysiz manipülasyon çabası bu gazetelerin kendi okurlarının zeka seviyesi hakkında ne düşündüğünün de göstergesidir, bu gazeteler okurlarını cahil yerine koymaktadır.

Bir sonraki yazımızda “Avrupa ve Atlantik ötesi yapılar”, “tezgah” diyerek konuyu daha “bilimsel” açıklamaya çalışan köşe yazarlarının yazılarını değerlendireceğiz.

Yazımızı, “kökü dışarıda” sendromunun Kanlı Pazar sürecindeki bir örneğiyle bitirelim. Kanlı Pazar sürecinin dönüm noktalarından birini Beyazıt Kulesine asılan “kızıl bayrak” hadisesi oluşturur. Solcu, sosyalist, devrimci öğrenciler, 6. Filo’nun gelişini protesto etmek amacıyla İstanbul’un çapında afişler asıp el ilanları dağıtır ve gösteriler, eylemler düzenlerler. Asılan afişlerin büyük çoğunluğunda 6. Filo’yu protesto eylemlerinde yaşamını yitiren İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi Vedat Demircioğlu’nun resmi vardır. Üzerine Vedat Demircioğlu’nun resmi çizilen kırmızı bir bez de  Beyazıt’taki Yangın Kulesi’ne asılır. İslamcı basın bu olayı “Beyazıt Kulesine Kızıl Bayrak Çekildi” diye manşetten verir.  Bu haberi, “Beyazıt Kulesi’ne Çekilen Kızıl Bayrak Rusya’dan” tarzında düzmece haberler izler. Kanlı Pazar’a giden yolun taşları bu haberlerle döşenir.


[1] Yazının tamamlandığı 10 Haziran günü Yeni Şafak “Bu Ne Tesadüf” manşetiyle yeni “dış bağlantılar”a dikkat çekti! “Gezi eylemlerinin kurgulandığını ortaya koyan bilgiler gün yüzüne çıkmaya başladı: İngiltere merkezli bir ajansın desteği ile sahnelenen ‘Mi Minör’ oyununda, aylarca eylemlerin provası yapıldı. Soros’un dergisi ‘Taksim Tahrir’ kampanyası başlattı.” Taksim Gezi Parkı isyanını anlamamakta direnen Yeni Şafak, Gezi Parkı’na her gün yeni bir “dış kulp” takmaya devam ediyor ve edecek anlaşılan.


No Comments Yet.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.